SERGİ: 19.05.2016 – 28.06.2016
AÇILIŞ: 18.05.2016, 18:00
Sanatçılar: Göksu Gül, Ebrahim Mohammadian

”İki Dünya Karşılaştığında” sergisi Göksu Gül ve Ebrahim Mohammadian’ın doğa üzerine incelemelerinden oluşan ortak bir gözlem süreci sonucunda ortaya çıkmıştır. İki sanatçının da giderek koparıldıklarını ve uzaklaştıklarını hissettikleri doğaya geri dönüş niteliğindeki desen ve resimleri, “başka dünya/lar” arayışlarına bir göndermedir. Çoğunlukla mikro detaylar üzerine çalışan sanatçılar doğadaki görünmeyen canlılar ile olası yaşamlar arasındaki iletişimi tartışmaktadır. Ebrahim Mohammadian’ın küçük yüzeylere yağlı boya ile resmettiği doğa-üstü varlıklar neyi gözlemektedir? Doğanın yok oluşu sadece insanlara mı zarar vermektedir? Yok oluşun içinde bizlerden koparılan başka ne tür değerler vardır? Sanatçıların tüm bu soruları inceledikleri ve bir süredir birlikte çalıştıkları eserlerini iletişime sokacakları “İki Dünya Karşılaştığında” adlı ortak sergi, 18 Mayıs – 28 Haziran 2016 tarihleri arasında BLOK art space’de gezilebilir. Sergi süresince Gül ve Mohammadian’ın sanat pratiklerini değerlendireceğimiz ve Ebrahim Mohammadian’ın eserlerinde sıklıkla karşımıza çıkan doğa-üstü canlı türleri hakkında araştırıp, tartışacağımız iki farklı konuşma günü de düzenlenecektir.

IMG_۲۰۱۳۰۷۲۲_۱۴۵۱۲۵
kağıt üzerine yağlı boya 16×16 cm, 2014 Ebrahim Mohammadian
yeni
kağıt üzerine akrilik ve mürekkep, 14.8 x 21 cm, 2016 Göksu Gül

Dünyalar arası Bağlantılar
Sanatçı Ebrahim Mohammadian ile bir Röportaj

Ebrahim Mohammadian 1985 yılında Tebriz, Iran’da doğmuştur. Sanat eğitimine lise yıllarında başlamıştır ve söylediğine göre en büyük ilhamını ablasından ve onun heykellerinden almıştır. Daha sonra ise Resim Bölümü’nde okuyacağı Yezd Üniversitesi’ne kaydolmuştur. Bu süre içinde İran çağdaş sanatının en ünlü ressamlarından Mohammed Fasounaki’nin atölyesinde 13 yıl boyunca çalışarak sanata olan yeteneklerini geliştirmeye devam etmiştir. Böylesine bir sanatsal arka plan Ebrahim’in çalışmalarında önemli bir iz bırakmıştır ve çalışmalarında derin bir felsefe gizlidir. Bana kalırsa Ebrahim, tamamen sanatına adanmış sıra dışı bir ressam, heykeltıraş ve mücevher tasarımcısıdır.

Ebrahim sanat yapmaya nasıl başladın?
Sonucunda zamanla sanata dönecek bir şeyler yapmaya başladığımda 18 yaşındaydım. Eğitmenim ünlü ressam Mohammad Fasounaki idi. Bunun öncesinde genel anlamda sanata fazla bir dikkat yöneltmediğimi söyleyebilirim. Aniden, fark etmeye başladım ki hepimiz olmak istediğimiz şeyi olma potansiyaline sahibiz, sadece kuraları kabul edersek ve kendini bilmenin istikrarsız yoluna baş koyarsak. Söz konusu kabulü anladıktan sonra, hayatımda ilk defa insan olduğumu ve var olduğumu hissettim. Bu hayatımın bir sanatçı ve benliğimi keşfetme alanında ebedi bir arayışçı olarak başlangıcıydı. Eminim ki sanat yaşadığımız dünyayı anlamamıza geçit vererek insanları kendi kendilerine döndürüyor.

Sanat alanındaki ilk günlerinden bu yana çalışmaların nasıl bir gelişim gösterdi?
Resimde ilk çalışmalarım akademi figür çizimleriydi, ne az ne fazla. Bahsettiğim gibi, başlangıçta hiç bir derin anlam kaygısı gütmeyen resimler yapıyordum, salt bir teknisyendim. Sonra, dönüm noktama ulaştığımda, anatomiyi kavradım. Bir sonraki aşama kendini gösterdi ve ben neyi ve kimi resmettiğimi düşünmeye başladım. Kendimi, ailemi, arkadaşlarımı, doğduğum ülkeyi analiz etmeye başladım ve anladım ki ilişkiler ahenkle iç içe geçmiş. Herşey için bir neden var. Günlük ıvır zıvırdan evrenin engin boyutuna kadar her şeyin içindeki ahengin farkına varabildiğim zaman gerçekten iyi hissediyorum. Sanatım üzerinden hissetmeye başladım ki hepimiz ahengin yasaları ile yaşayan tek bir beden gibiyiz. Bu gerçeklikleri resimlerimden ve heykellerimden öğrendim ve bu sanat yaparken ulaştığım en anlamlı başarı oldu.

İlhamı nereden alıyorsun?
İlham ve hayal gücü sonsuzdur. Bir insanın 1000 yıl boyunca yaşayabildiğini varsayarsak aldığı ilham günden güne büyüyecektir. Bir saniye sonra ne olacağını bilemiyoruz ve bu ilham almanın ve hayal kurmanın da bir nedeni oluyor. Her dakika gözlerimizi sonuna dek açmalıyız ve içimizde gizlenmiş evreni keşfetmeye çalışmalıyız. Çocukluğumu hatırlıyorum, meraklıydım, öğrenmek ve keşfetmek isityordum bu yüzden de hiç sıkılmazdım. Yalnızca bir noktanın içinde ne denli detayın keşfedilebileceğini ve onun taşıdığı anlam bolluğunu hala kavrayamadık ve bu delicesine güzel.

Çoğu resminde ve heykellerinde küçük ebat tercihin var. Bu küçük figürler neyi temsil ediyor? Büyük boyutlarla karşılaştırıldığında küçük boyutun faydası nedir, ve eserlerinde hangi teknikleri kullanıyorsun?
Büyük edattaki eserler üzerinde çalışırken, heykel ve ya resim, bitirmek için çok daha fazla zamana ihtiyacım oluyor. Sonuç olarak çalışmam hakkında daha yavaş düşünüyorum. Başka bir yandan, küçük ebatlar daha hızlı çalışmama ve aynı zamanda daha hızlı düşünmeme olanak veriyor.
Formlar ve fikirler hızlıca değişiyor ve büyük ebat çalışmak benim için daha zorlayıcı hale geliyor. Ayrıca, küçük ya da büyük ebatlardaki resim ve ya heykellerimde bir insan türünü temsil etmeye çalışıyorum. Bazen, bir kimse gerçek hayatta büyük, önemli, kendine güvenen biriyken, ruh boş olabiliyor, ya da tam tersi – bir kimse herhangi bir açıdan engelli olup derin ve engin bir ruha sahip olabilir. Kullandığım tekniklere gelecek olursak, genel olarak kağıt üzerine yağlı boya çalışıyorum, küçük detaylar içinse iğne kullanıyorum. Bazı zamanlarda ofset tekniği ile yapıyorum. Bunun yanı sıra, heykellerimde oldukça çeşitli yöntemler ve materyaller kullanıyorum.

Bir sanatçı olarak hedefin nedir?
Bir sanatçı olarak hedefim, yapabildiğim kadarıyla kendimi ve içinde yaşadığım dünyayı tanımak. Sanat bana bir şeyler öğretiyor. Örneğin, başında sadece renk ve ya formda bir ahenk olduğunu sanıyordum, ama sonra farkettim ki ahenk her yerde. Başkalarından ben daha iyiyim ya da daha değerliyim gibi bir hissiyatım yok. Biz sadece tek bir kaynağın farklı parçalarıyız. Belki de doğru değil ama bu bana aşkı anlamamı, hissetmemi ve herkese karşı şevkat duymamı sağlıyor.

Atölyende asla vazgeçemeyeceğin dediğin malzeme/eşya nedir?
Böyle bir şeyim yok. Çalışma alanım her yerde olabilir. Karşılaştığım tüm materyalleri kullanıyorum. Hayatımda karşıma çıkan tüm fırsatlara minnettarım.

Nasıl bir günlük çalışma rutinin var?
Benim günlük rutinim gerçekten de sanatın kendisi aslında. Gün içinde sabahtan geceye dek birçok farklı işlerle uğraşıyorum. Bunun adına tamamen sanata olan sadakat diyorum. Resimlerimi heykellerimi çalışıyorum, ve şimdilerde bana oldukça ilgi çekici gelen mücevher tasarımcılığı yapıyorum ve gelecekte bu alanda daha çok çalışmayı planlıyorum.

Hayatını sanatından mı idame ettiriyorsun?
Maalesef, hala hayatımı sanattan idame ettiremiyorum. Hayatımı devam ettirmekte yeterli miktarı kazanmak için ve kendi sanatım üzerinde çalışabilmek için kısmen sipariş üzerine çalışmak zorunda kalıyorum.

Sanat farklı dünyaları nasıl iyi bir şekilde bağlar?
Farklı dünyalar arasındaki bağlantıda kesinlikle yardımcıdır. Sanat evrensel bir dildir. Sanatçılar şeyleri farklı görme yetisine sahiptirler. Birçok beklenmedik şey içinde yaşadığımız dünyayı gözlemlerken anlaşılabilir. Dünyayı, kendimi her an ve her yerde görebildiğim bir ayna olarak görüyorum! Sanat üzerinden ilişki çeşitliliğini ve -kişisel ve kolektif- bizim yükselmemizdeki önemliliklerini anlamaya çalışıyorum.

Göksu Gül ile birlikte olacak olan gelecek sergin hakkında neler düşünüyorsun?
Türkiyeli bir sanatçı ile İstanbul’daki ilk sergim olacak. Bence bu oldukça iyi bir fırsat, seyirciler sanata olan kişisel yaklaşımlarımızı görüp değerlendirebilecekler.

Ena Mulavdic
ena.mulavdic@gmail.com
Nisan, 2016

——————

***Ayrıca sanatçılarımızdan Göksu Gül’ün bu sene New York’ta gerçekleşecek olan ArtsLink Residency programına seçildiğini duyurmaktan mutluluk duyarız!

http://cecartslink.org/grants/participants/residencies_awardees_2016.html