Terra Tenebris
Melike Kılıç

Açılış: 20 Mayıs Cumartesi, 18.00
Sergi: 20 Mayıs – 8 Temmuz, 2017

Açılış haftasında sanatçının sergi mekânını edimsel bir yerleştirmeye dönüştürme süreci tüm ziyaretçilere açık olarak gerçekleşecektir. Melike Kılıç’ın ilk kişisel sergisi “Terra Tenebris” 20 Mayıs – 8 Temmuz 2017 tarihleri arasında BLOK art space Çukurcuma’da gezilebilir. Sanatçının ilk kişisel sergisi üzerine Marcus Graf ile yapmış olduğu söyleşiye www.blokartspace.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Terra Tenebris üzerine

Günümüz dünyasının belirleyici unsurları olan açgözlülük, bencillik ve terörün de ortaya koyduğu gibi, hayat bir masal değil. Modernliğin kanlı ve terli hikayesi milyonlarca kurbanın mezar taşlarında yazılı. Medeniyetimiz kemik yığınlarının üzerine kurulu; modern dünya dediğimiz mekanikleşmenin dev çarklarınca ezilen modernleşme kurbanları bu yığınları oluşturuyor. İnsanlar, hayvanlar ve bitkiler medeniyetimizin hayaletleri ve canavarlarını besleyen ham maddeler. Yatmadan önce okunan masalların aksine, bizim hikayemiz mutlu sona ulaşacak gibi görünmüyor. Bu anlamda bizim yaşama biçimimiz ütopya değil distopya. Bu hikayenin en kötü kısmı ise bütün suçun bizde olması. İnsanın güce olan tapınması, dünyanın geri kalanını kendine köle etmiş durumda. Bir yandan kendi en kötü düşmanımızken, bir yandan da bu gezegende yaşayan tüm canlı organizmaların düşmanıyız. İnsanlık kendi çevresini yok eden bir virüse, kanını emdiği canlıyı yavaş yavaş öldüren bir parazite benziyor. Bu süreçte gittikçe daha da hızlı, daha da hırslı ve daha da gürültülü hale gelen hayatlarımız, çılgın bir kapitalizm ve sonu gelmeyen bir tüketiciliğin etkisiyle ekosistemimizi tehlikeye sokuyor. Hiçbir şey kalmayana kadar dünyamızın kanını emiyoruz. Bir yandan dünyanın kralı ve kraliçeleriyken, bir yandan da içgüdülerimizin köleleriyiz. Daha da kötüsü, sadece yıkım bağlamında var olabilen, bu gezegende en çok yıkımı gerçekleştiren canlılar haline geldik. Belki bu gidişat durdurulabilir; ama ancak insanlık olarak verdiğimiz zararın bilincine varıp yaşama şeklimizi değiştirirsek. Şimdilik gerçekliği unutalım ve alternatif bir yaşam ve var olma şekli düşünelim. Mantık ve gerçekçiliğin önüne geçerek, efendiler olmadığımız, güçlü yerine zayıf olduğumuz ve yara alabileceğimiz yeni bir dünyayı göz önünde canlandıralım. Her zaman yöneten olmaya alıştığımız için bu dünyayı canlandırmak zor olabilir, ama gene de deneyelim.

BLOK art space’te gerçekleşecek olan Melike Kılıç’ın kişisel sergisi “Terra Tenebris” işte bu alternatif gerçekliğe yapacağımız yolculuğa yardımcı oluyor. Kılıç, son serisinde insanlığın hayvan ve bitkilere hizmet ettiği bir gezegeni anlatıyor. Sanatçı, hayvanlar ve bitkiler için bir ütopya yaratırken, insanları bu sefer başka bir distopyaya yerleştiriyor. Sergi, her bir parçanın bütüne kavramsal olarak bağlı olduğu komplike bir tasarım taşıyor. Bu yüzden Terra Tenebris sergisi, ziyaretçinin çok katmanlı bir hikayeyi, galerinin başka köşelerinde farklı açılardan deneyimlediği, bütün olarak tek bir yerleştirme olarak okunabiliyor. Kılıç bu sergiyi ziyaretçinin bölümler arasında gezebildiği bir sanatçı kitabı gibi görüyor.

Bir önceki çalışmalarında olduğu gibi Melike Kılıç, bu serisinde de kavramsal olarak insan ve doğa arasındaki ilişkiye ve insanlığın diğer canlılar üzerindeki sözde kontrolüne odaklanıyor. Terra Tenebris insan ve diğer canlılar arasındaki hiyerarşiyi tersine döndürerek belki de bizim yüzümüzden eziyet çeken dünyaya öç aldırıyor.

Anlatımda sanatsal form olarak Kılıç, basitliği ve hikayeyi etkili bir şekilde anlatma özelliğinden dolayı yıllardır çizimi tercih ediyor. Sanatçının kağıt üzerine yaptığı çizimlerle beraber kesilmiş kağıtlardan oluşturduğu yerleştirmeler ve 3-D çizimlere benzeyen nesnelerle kullandığı parçalı ve kolajımsı yapı, eserlerinin tasvir edici ve didaktik bir yapıdan kurtulmasını sağlıyor. Kılıç’ın çizgiler, formlar ve şekiller üzerine estetik oyunları her zaman güzellik ve şiirsellik taşıyor. Sanatçı, melodram ve duyguya yer vermeksizin izleyiciyi etkileyerek onların ruhuna ve kalbine dokunuyor. Zarif çizgiler ve dokuların yanı sıra biçimlendirmeye yönelik hafif bir dokunuşa sahip olan seri, temsiliyet ve deformasyon arasında gidip gelirken parçaların tek boyutlu hale gelmeden hikayelerini anlatmasına izin veriyor. Her yönüyle gizemli olan senaryolar izleyicinin hikayeyi çözmede aktif bir rol oynamasını sağlıyor.

Kılıç’ın yeni serisi şiirselliğin ve eleştirinin yanı sıra sosyo-politik bir yapıya da sahip. Bu yüzden ki sanatçının çizimlerinin estetikliği sığ kalmayıp eserlerin altında yatan fikirleri aktarabiliyor. İnsan ve dünya arasındaki sorunlu ilişki, doğanın travmatik bir şekilde deneyimlenmesiyle betimleniyor ve güncel bir kavramsal çerçeve oluşturuyor. Bu çerçeve içinde eskiden zayıf olan güç buluyor, insan ise yönetmek yerine hizmet etmeye zorlanıyor. Bu anlamda Terra Tenebris yetişkinler için günümüz dünyasını eleştiren bir masal haline geliyor. Her hikaye gibi bu masal da güzelliği ve acımasızlığı, gücü ve güçsüzlüğü anlatıyor, zalimler ve kurbanlar içeriyor. Sonuçta sergiyi ziyaret eden izleyiciler gerçekliğin ötesinde alternatif bir var olmayı inceleme şansını buluyor. Bu inceleme ziyaretçinin günümüz gerçekliğini değerlendirmesine, sorgulamasına ve belki de değiştirmeyi düşünmesine yol açıyor.

Marcus Graf

Melike Kılıç, “Uzak topraklarda sıradan bir gün” (detay) 28×38 cm, 2017