posterbotanik-hue3

21 Ocak – 15 Mart 2017
Sanatçılar: Ali Taptık, Ayşe Gül Süter & Dr. Joseph DeGiorgis,
Gözde Becerikli, Işık Güner, İsmail Eğler, Macoto Murayama,
Melike Kılıç, Paula Doepfner, Sadık Arı

Bitkileri araştıran ve inceleyen Dioscorides, 1. yüzyılda Anadolu ve Akdeniz bölgesine ait bitkiler üzerine yazmış olduğu De Materia Medica’yla modern botanik biliminin temellerini atar. Grekçe’den sonra Arapça ve Süryanice’ye çevrilen bu kaynak Anadolu bitkileri ve florası üzerine yazılmış en eski ve kapsamlı çalışmalardan biri olarak bilinir. Dioscorides özellikle tıp bilimi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınsa da, bitkilerin iyileştirici etkileri üzerine odaklandığı araştırmaları sayesinde özellikle günümüz bitki incelemelerinin başlangıcı sayılan temel bir kaynak oluşturmuştur. Dioscorides’in 600 farklı bitki türüyle başlattığı yolculuk, günümüzde bitkilerin niteliksel, niceliksel ve arşivsel araştırmalarının yapıldığı birçok alt dalı da barındıran botanik bilim dalına dönüşmüştür. De Materia Medica’nın bir başka önemli özelliği ise Dioscorides’in ele aldığı her bir bitkiyi en ince detayına kadar tasvir ederken bu bitkiye ait tüm bilinen hikayeleri, mitleri, efsaneleri ve inançları gözlemlediği diğer detaylarla birlikte kaydetmiş olmasıdır.

“Botanik Üzerine” sergisi on sanatçının botanik ve sanat ilişkisini irdeledikleri çalışmalarını bir araya getiriyor; sanatçılar sergi üzerinden bitkibilimine hem arşivsel hem de hikayesel yaklaşarak bitkiler üzerine farklı alanlarda ve coğrafyalarda yapmış oldukları araştırmalarını sunuyor. Bu araştırma sürecinin de bir parçası olan izleyiciler seçili bitki türlerini farklı estetik açılardan inceleme olanağı buluyorlar. Bitkibilimini farklı alanlar üzerinden inceleyen bu on sanatçı botaniğin yan ve alt araştırma dallarından olan bitki biyolojisi, bitki geometrisi, doğa üzerinden yapılan estetik araştırmaları, bitkilerle tedavi yöntemleri, bitkilerin evrimi gibi farklı alanlarda ürettikleri eserleriyle araştırma alanlarıyla ilgili yeni sorular da üretiyor. Dünya-dışı bitkilerin tasvirlerinden, dünyada soyu tükenmek üzere olan bitkilere uzanan bu yolculukta sergi aynı zamanda botanik terminolojisinin de sınırlarını genişletmeyi amaçlıyor.

İki ay sürecek olan “Botanik Üzerine” sergisi ile sanatçıların yanı sıra konuk araştırmacıların da ele aldıkları botanik ve sanat ilişkisine odaklanan konuları BLOK art space Çukurcuma’da farklı günlerde buluşarak tartışmaya açıyoruz. “Botanik Üzerine” sergisi 21 Ocak – 15 Mart 2017 tarihleri arasında BLOK art space Çukurcuma’da gezilebilir.

Serginin seminer ve konuşma programı

“Botanik Üzerine”
Seminer ve Sanatçı Konuşmaları

Tarih: 3 Mart 2017, Cuma, 17.00 – 20.00

Program;

17.00 – İstanbul’un Ağaçları
Doç. Necmi Aksoy, Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Botaniği Anabilim Öğretim Üyesi

Bu seminerin girişinde Aksoy; Türkiye ve İstanbul Florası’nın sahip olduğu ve yeryüzü mirası olan bitkisel biyolojik çeşitliliğin önemini anlatarak sunuma başlayacaktır. Sonrasında; İstanbul’un doğal bitki örtüsünü oluşturan Kuzey Ormanlarındaki (Belgrad ve Şile); kayın, kestane, gürgen, ıhlamur ve meşe türlerinden oluşan yapraklı orman ağaçlarıyla, bunun yanında diğer ağaç, çalı ve otsu bitkilerin neler olduğunu fotoğraflar eşliğinde anlatarak; bunların botanik özelliklerinin yanı sıra; yemeklik ve şifa özellikleri hakkında bilgi verecektir. Doğal ağaç ve çalı türleri tanıtıldıktan sonra; İstanbul’un geçmişten günümüze; parklarında, korularında, arboretum ve botanik bahçelerinde; bataklık servisi, sahil sekoyası, mamut ağacı, Avrupa ladini, Çin tırpan ağacı, maymun çıkmaz ağacı, Himalaya Ağlayan çamı, İspanya göknarı, ginko, boylu mazı, Himalaya ve Atlas Sediri, Arizona servisi gibi dünyanın değişik yerlerinde yetişen egzotik kozalaklı ağaçların botanik özelliklerini anlatarak, ne zaman İstanbul’a getirilip dikildiklerine dair bilgiler verecektir. Bunun yanında İstanbul’un Korularında bulunan; meşe, akçaağaç, dişbudak, ıhlamur, çınar, ceviz, menengiç, erguvan, akçakesme, kavak, dut, çoban püskülü gibi doğal olarak yetişen ağaç ve çalıların, botanik özelliklerinin anlatımını yapacaktır. Son bölümde ise İstanbul’un geçmişten günümüze; botanik bilimine, bağ ve bahçe kültürüne ve ülkemiz biyolojik çeşitliliğinin korunmasına; kültür, sanat ve bilim üzerinden yapmış olduğu kentsel katkılarının tarihsel kronoloji ile ağaç kültü ve kültürü atlığıyla anlatımını yaparak sunumunu sonlandıracaktır.

18.30 – 20.00 Sanatçı konuşmaları

– (Skype konuşması) Ayşe Gül Süter & Dr. Joseph DeGiorgis: “Merceğin Altında Yaşam”

“Sanatın yaratımında bilimsel görselleştirme teknikleri kullanmaya devam ediyor ve canlı organizmaları konumuz olarak seçiyoruz. “Merceğin Altında Yaşam (Botanik)” serisinde fotoğraflar, videolar ve ışık kutuları, eş odaklı, bileşik ve diasec imgeleme gibi mikroskobik teknikler üzerinden botanik hayatı araştırıyoruz. Bu farklı teknikleri kullanarak izleyicileri disiplinleri ayıran sınırların kayboluşu ve ilhamın bazen nasıl da beklenmedik yerlerde bulunabileceği üzerine düşünmeye davet ediyoruz.”

– Gözde Becerikli: “Bitki”

“’Bitki’ doğadan gelişigüzel toplanan mevsimsel bitkilerden yaratılan bir yerleştirmedir. Amacım, bitkilerin farklı kombinasyonlarda ‘eşsiz’ gözükmesini sağlamak. Bitkiler numaralandırıldıktan sonra toplanma tarihleri ve bulundukları bölgelerin bilgileri de yerleştirme ile birlikte sunuluyor ve bitkileri bir büyüteç yardımıyla izleyicilerin daha da yakından inceleyebilmesi sağlanıyor. Otuz parçalık petri kaplarından oluşan enstalasyon, LED ışık sistemini de içeren şeffaf bir panelin önünde bitkileri doğal ortamlarından çıkarıp arşivsel bir sergileme sürecine sokuyor.”

– Sadık Arı: “Kökler”

“Deforme kökler üzerine yaptığım bu çalışmayla toprağın içinde büyüyen, toprağın altı ile üstü arasında bir bağ kuran yapılara odaklanıyorum. Bitkilerle çalışmanın en doyurucu yanı form ve doku çeşitliliğine sahip olmaları, bu zenginliklerinin her bir parçası zihinde farklı yankılar yaratıyor. Sergide yer alan eserimde toprağın altında büyüyen şekilsiz ve kaba, bir yandan da ete yakın dokuya sahip bir yapıyı inceliyorum. Gravürle çalışmanın bir avantajı olarak bu yığın görünümlü yapıyı detaylarla çözerken, kökleri zihnimde arzular ile korkular arasında bir yere koyduğumu fark ettim. Yer altındakini görünür kılmak ve bitkilerin formsal esnekliğinden faydalanarak garip ama tanıdık bir noktaya varmak.”

*Konuşmalar Türkçe olacaktır, sadece Ayşe Gül Süter ve Dr. Joseph DeGiorgis’in Skype üzerinden gerçekleştirecekleri konuşma İngilizce olacaktır.

“Rüyada Orman Görmek: Tabiata ilişkin üç kavrayış”
İsmail Eğler, Onur Tekir, Nil Aynalı Eğler
11 Mart Cumartesi, 17.30 – 19.00

İki ay sürecek olan “Botanik Üzerine” karma sergisi ile sanatçıların yanı sıra konuk araştırmacıların da ele aldıkları botanik ve sanat ilişkisine odaklanan konuları BLOK art space Çukurcuma’da farklı günlerde buluşarak tartışmaya açıyoruz. Serginin ikinci konuşma günü “Rüyada Orman Görmek: Tabiata ilişkin üç kavrayış” başlığı altında, 11 Mart Cumartesi günü saat 17.30 – 19.00 saatları arasında sergi sanatçılarından İsmail Eğler ile Onur Tekir ve Nil Aynalı Eğler tarafından gerçekleştirilecek.

İsmail Eğler’in “Orman” isimli video çalışması ormana bakan bir gözden alınmış fragmanlardan oluşuyor. Bu göz ağaçlarla arasında belli bir mesafe koruyarak sakince hareket ediyor. Ağaçlar orman denecek kadar sık, ama bir bir ayırt edilebilecek kadar seyrek. Gözün bu seyri esnasındaki bazı anlarda kolay tarif edilemeyecek bir değişim gerçekleşiyor. Bir tür düşme ya da yükselme hissi bu. Rüyadan uyanıklık alemine çıkma ya da uyanıklıktan daha gerçek bir gerçeklik alanına geçme… Baktığımız nesne -orman- aynı, fakat bu tarif etmesi zor değişim bizi bir boyuttan çıkartıp bir diğerine bırakıyor.

“Rüyada Orman Görmek: Tabiata ilişkin üç kavrayış” isimli konuşma bu işi üç ayrı kişinin üç ayrı varoluş hali içerisinden ele alacak. Birinci kişi doğada bulduğu fenomeni sezgisel bir süreç içinde dönüştürerek boyutlar arası geçişin imgesini oluşturan sanatçı. İkinci kişi söz konusu doğal fenomenle birlikte yaşıyor, bilimsel bir bilme halinin ötesinde onu yaşamının içinden, dolaysız denebilecek bir mesafeden biliyor. Üçüncü kişi ise bu işin, dünyayı özne-nesne ayrımına dayalı bir mesafe içinde bilmeye çalışan yaklaşımı ve onun parçası olan “botanik” kavramını kökten sorunsallaştırdığına inanıyor. “Botanik” yerine önerdiği kavram ise İbn Arabi’nin metafizik düşüncesinde bir ontolojik mertebe olan “tabiat”. İnsanı canlı ve cansız alemle dolaysız irtibatta gören bu kavrayıştaki en akıl çelici önerme ise şu:
“Nebadat (bitkiler) insandan üstündür.”

Konuşma, “Orman”ı bu üç kişinin kurduğu farklı ilişkiler vesilesiyle önce açacak, sonra yeniden toplayıp bir bütünlük içerisinde anlamlandırmayı deneyecek.